AnasayfaKapıSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Aatürkün Hayatı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
»»AdmiN««
»»AdmiN««
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 215
Yaş : 25
Nerelisiniz? : KONYA
Mesleğiniz : ÖĞRENCİ
Ruh Haliniz :
Sitemize vereceğiniz puan: : 10
Hobileriniz : Yüzmek
Deneyim :
100 / 100100 / 100

Paylaşım :
100 / 100100 / 100

Tuttuğunuz Takım :
Kayıt tarihi : 26/10/08

MesajKonu: Aatürkün Hayatı   Çarş. Ekim 29, 2008 8:08 pm





Mustafa Kemal Atatürk (1881 - 10 Kasım 1938), 1. Dünya Savaşı sonrası Anadolu'da başlayan ulusal bağımsızlık mücadelesi olan Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi öncüsü ve önderidir; Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır.


Mustafa Kemal Atatürk, 1881 tarihinde Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır'a bağlı Debre-i Bâlâ /Aşağı Debre'dandır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Zübeyde Hanım, aslen Vodina'ya bağlı Sarıgöl bucağındandır. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule Hanım 1956 yılına değin yaşadı.

Mustafa, öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı; sonra babasının isteğiyle Mektebi Şemsi İbtidai Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde Hüseyin dayısının yanında kaldıktan sonra Selanik'e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selanik'te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi. Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mah. Islahhane Caddesi'ndeki ev, bu Ragıp Bey'in evidir. Ali Rıza Bey ile birlikte ailesi Ahmed Sübaşı Mah.'deki Sanayi Mektebi karşısındaki evde oturmuşlardı. Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdadisi'ni bitirip, İstanbul'da Harbiye-i Şahane'de öğrenime başladı. 1902 yılında mülazim (teğmen) rütbesiyle mezun oldu, Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle akademiyi tamamladı.

1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genelkurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan Trablusgarp Savaşı'nda, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı'nı kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.
External Timeline
Grafik zaman çizelgesi bulunmaktadır:
Yönetici Yılları

Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında önemli hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Hayatının ilk aşk ilişkisini de burada, bir Bulgar kızı ile yaşadı. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı Devleti de savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümen'i kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir Türk savaş kahramanı oldu ve "Çanakkale geçilmez!" sözü burada doğdu. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazı'nı geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Liman Von Sanders yönetiminde Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen, Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferi'ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe ve 21 Ağustos'ta II. Anafartalar Zaferi takip etti. Çanakkale Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin verdiği kayıplar üzerinde hem fikir olunamamışsa da, Osmanlı büyük kayıplar vererek saldırıyı püskürtmüştür.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkmaster.forum.st
Admin
»»AdmiN««
»»AdmiN««
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 215
Yaş : 25
Nerelisiniz? : KONYA
Mesleğiniz : ÖĞRENCİ
Ruh Haliniz :
Sitemize vereceğiniz puan: : 10
Hobileriniz : Yüzmek
Deneyim :
100 / 100100 / 100

Paylaşım :
100 / 100100 / 100

Tuttuğunuz Takım :
Kayıt tarihi : 26/10/08

MesajKonu: Geri: Aatürkün Hayatı   Çarş. Ekim 29, 2008 8:09 pm

Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Veliaht Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra hastalandı. Viyana'ya ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'na getirildi. Daha sonra bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu işgale başlamaları üzerine, Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilan edip Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Kongre oncesi, Erzurum'da Osmanli ordusundan istifa etti ve kendisine ilk nufus kaydini ve nufus cuzdani'ni verecek olan Erzurum'un manevi hemsehrisi secilerek Kuva-yi Milliye lideri oldu. 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla ulusal kuvvetlerin tek merkezde toplanması ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına, Erzurum Milletvekili olan Mustafa Kemal seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

Türk kurtuluş mücadelesi 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgali sırasında Hasan Tahsin tarafından düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Fakat işgalci emperyalist devletlere karşı başarılı bir mücadele için düzenli bir ordu şarttı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye-ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın önemli aşamaları şunlardır:

* Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı
* Çukurova, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa savunmaları (1919- 1921)
* I. İnönü Zaferi (6 - 10 Ocak 1921)
* II. İnönü Zaferi (23 Mart - 1 Nisan 1921)
* Kütahya-Eskişehir Muharebeleri (10 - 24 Temmuz 1921)
* Sakarya Zaferi (23 Ağustos - 13 Eylül 1921)
* Büyük Taarruz, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve Takip Harekatı (26 Ağustos - 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferi'nden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te İsviçre'nin Lozan kentinde imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Bu anlaşma ile Sevr Antlaşması yürürlükten kalkmış, Türkiye Cumhuriyet'i Lozan Anlatlaşması temelleri üzerine kurulmuştur.

23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmişti. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilafet ve saltanat birbirinden ayrıldı, önce saltanat ve daha sonra da hilafet (3 Mart 1924) kaldırıldı. Böylece Osmanlı hanedanının yönetimden bağları koparıldı.Gazi Eylül 1923'te başlattığı kurtuluş mücadelesini siyasi harekete dönüştürdü ve Halk Fırkasını kurdu.( sonradan adı Cumhuriyet Halk Partisi ) 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet (halk egemenliği) idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hükümeti kuruldu.
Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, devlet-hükümet başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927, 1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili talimatlar verdi. Yurt dışına hiçbir resmi ziyaret için çıkmamakla birlikte, Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını ve komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 arasında Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük Nutuk'unu (Söylev), 29 Ekim 1933 tarihinde de Onuncu Yıl Nutku'nu okudu. Nutuk, hem Kurtuluş Savaşı'nın hesabını veren, bir diğer deyişle ulusal mücadelenin kimlere karşı niçin ve nasıl verildiğini anlatan, hem de mücadelenin Cumhuriyet kurulduktan sonraki safhasında yapılması gerekenler ve yapılacak olanlar konusunda önemli bilgiler içeren değerli ve önemli bir konuşmadır.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'te Latife Hanım'la evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü.

2587 sayılı kanunla 24.11.1934 tarihinde Mustafa Kemal'e Atatürk soyadı verilmiştir.

Yurtta barış,dünyada barış sözünü söyleyebilecek kadar yüce olan Atatürk 1930'lu yıllarda eski yunan başbakanı venizelos tarafından nobel barış ödülüne aday gösterilmiştir.Fakat bu nedense nobel jürisinin dikkatini çekmemiştir...

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil Kurumu ve Tarih Kurumu'na pay ayırdı. Atatürk, 10 Kasım 1938 saat 9:05'te, yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi'nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâaşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1938 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.

Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine büyük ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atına ve köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet adamlarını, sanatçıları ve bilim adamlarını davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, modern tarıma geçiş yolunda yürütülen çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu.

Özel hayatında büyük bir sadelik içinde yaşayan Atatürk çocukları çok severdi. Zorlu savaş yıllarında bile çocuklarlarla yakından ilgilenmiş; birçok çocuğun hamiliğini üstlenmiş, birçoğunu da manevi evlat olarak kendine seçmişti. Atatürk'ün manevi evlatları, Afet İnan, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe, Nebile, Rukiye Erkin, Zehra, Mustafa, Abdurrahim Tuncak, İhsan'dır.

Soyadı kanunu ile birlikte ve TBMM tarafından çıkarılan 24 Kasım 1934 tarihli ve 2587 sayılı kanun[1] ile ile kendisine "Türklerin Atası" anlamına gelen Atatürk ismi verilmiştir. (24 Kasım 1934).

Atatürk, Rumelide bazı ailelerde ve yörelerde olduğu gibi Bektaşi idi. Zaten babası Debre veya yabancıların teleffuzuyla Şimdi Makedonya da kalan Debra'dan olup debrenin tamamı alevi - bektaşidir.(bakınız:26.01.1997 tarihli Sabah Gazetesi.)Atatürk Çamlıca Derğahı babası Hasan Rağıp Erensel 'e bağlıdır.Erensel Atürk'ün aynı zamanda çocukluk arkadaşıdır.Erensel de Atatürk'ün Bektaşi olduğunu söylemektedir. Bu derğahtan Yakup Kadri ,Yahya Kemal de nasip aldılar. Atatürk'ün yakın çevresine Bektaşilikten nasip alanları yerleştirmiştir.Özel Kalem Müdürü,özel doktoru bektaşidirler. İstihbaratın başında (MAH -Milli Amala Hizmet Teşkilatı,şimdiki MİT yerine o dönemde olan teşkilattır.) Erenlerden Alb. Hüsamettin Öztürk 'de bektaşidir. Hatta Posta Telgraf Amirliğine Ali Naci Baykal dedeyi getirmiştir. Bedri Noyan dedeye göre Atatürk bektaşiliğinde oruç var , namaz yoktur. Kur'an da geçen salat, dua demektir.Namaz kılınmaz, dua edilir, denmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkmaster.forum.st
 
Aatürkün Hayatı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Maradona'nın Hayatı
» mustafa sandal'ın özel hayatı
» Âşık Gevheri Hayatı
» sean paul'un hayatı
» KERİMHAN DUMAN

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: ©º°¨¨°º© Türk Dünyası ve Teknoloji Gelişimler Merkezi©º°¨¨°º© :: Atatürk ve Tarih Köşesi-
Buraya geçin: